

SOSYAL KELAM
SOSYAL KELAM NEDİR?
Kelam ilmi, konusu ve amacı itibariyle hiç bir zaman gücelliğini yitirmemiş; ele aldığı meseleler, ortaya koyduğu görüşler ve yöntemler, ekoller ve alanyazını açısından daima merak, sorgulama ve tartışmalara konu olmuştur. bununla birlikte, kelam ilmi, çeşitli sebeplerle, tarihçe ile ilgili sayfada açıklanacağı üzere, gündemdeki metafizik görüşler, dünya görüşleri, yeni paradigmalar, jargon ve bilgilerin uzak ve yeni sorunlara yeterli cevap üretemeyen bir geri kalmışlığa düşmüştür. Bu nedenle kelam ilminin yenilenmesi gerektiğine dair fikirler ve girişimler ortaya çıkmış; zaman içinde de yenilenmenin içini önemli ölçüde dolduran çalışmalar yayımlanmıştır. İşte kelam ilminin yenilenmesi bağlamında ortaya çıkan öneriler ve girişimlerden biri de vbir sosyal kelamın inşasıdır.
Tarafımızdan anlaşıldığı/anlamlandırıldığı şekliyle sosyal/içtimaî kelam, bir ilim dalıdır; kelam ilminin bir alt disiplinidir. Sosyolojik bir görüşün teolojiye aktarılması olmadığı gibi, dinin ve dindarlığın kaynağı konusunda ortaya konan yeni bir teori değildir. Esasında, bir hipotez veya teori, bilimsel araştırmanın bir unsuru olsa da bilimin yerine ikâme edilemez, bilim de bir teoriye indirgenemez. Buna göre sosyal kelam, kelam ilminin yerini almaz, kelam ilmi içinde yerini alır. O, çağın gerektirdiği yenilenme ihtiyacının iki boyutundan biridir. İlk boyut, sistematik kelamın fazlalıkların atılması, eksiklerin tamamlanması ve hataların giderilmesi yoluyla yenilenmesi, ikinci boyut ise kelam ilminde alt disiplinlere ayrılması ve bunlardan biri olarak sosyal kelamın teşekkülüdür.
2.3.1. Sosyal Kelamın Tanımı
Kelamî tartışmaların doğrudan beşerî alana, birey ve topluma yansımaları vardır. Bu onun konusunun gereğidir. Çünkü irade ve hikmet sahibi Yaratıcı (c.c.) hakkındaki her bilgi, insanın ne olduğuna ve yaratılış gayesine ilişkin bir açıklama içerir. Allah'ın sıfat ve fiilleri hakkındaki her açıklama, varlık, hayat ve topluma ilişkin bir yaklaşım ve ideal sunar. Esasında, Allah’ın ilim ve kudretinden, rahmet ve adaletinden, hikmet ve hüküm sahibi, Malikü’l-mülk oluşundan söz ederken hem insanın var olduğu ortama hem de insanın varoluşunu nasıl gerçekleştireceğine ilişkin bir akide dile getirilir.
Sosyal kelam, çağımızda gelişen sosyal bilimlerin, ileri sürülen sosyal teoriler ve ideolojilerin inanç alanında getirdiği sorunlara kelam ilminin bir disiplin çerçevesinde ilgilenmesi ihtiyacına cevaptır. O, başlangıcından beri konusu giderek genişleyen kelam ilmi çatısı altında yeni bir ihtisas alanı; kelam ilminin çeşitli sosyal bilimlerle ilişki içine girdiği, onların inanç alanına ilişkin verilerinin kelamî bir yaklaşımla ele alınıp yorumlandığı, din ve tanrı iancıyla ilgili olarak ileri sürülen teorilerin kritik edilip kelam açısndan cevaplandırıldığı bir disiplindir. Onu aşağıdaki gibi tanımlamak mümkündür:
Sosyal kelam, Allah hakkındaki inançların insan ve toplum hakkında verdiği mesajları ve kelam ilminin sosyal bilimlerle ortak konularını, bu bilimlerin verilerinden yararlanarak yeni baştan ele alan ama aynı zamanda sosyal bilimcilerin İslam’a karşıt teori ve görüşlerini eleştirel paradigmayla inceleyen bir alt disiplindir.
Sosyal kelam, “kelam ilminin konu, amaç, metodoloji ve terminolojisini koruyarak, klasik literatüre sahip çıkarak; ilahî olanı beşerî olana indirgemeksizin, Allah'ı ve İslam inançlarını konu edinen kelamın, insan kavramına ve toplumsal alana ilkesel düzeydeki izdüşümlerini; ortak konularda sosyal bilimlerle çok yönlü (alma, çözümleme, yorumlama, eleştirme ve sentezleme) bir ilişki içinde ortaya koymak”tır.


