
Ekosistem Delili
Evren, içindeki tüm varlıklar ve onlar arasındaki ilişkilerle karmaşık bir sistemdir. Öyle ki, tabiatta her varlık ve oluşun ekolojik düzenin sürmesinde bir işlevi vardır. Vahşi doğadaki av ile avcı arasındaki ilişkiler bile bu düzenin sürmesi için tasarlanmıştır.
Burada, doğadaki karmaşık ama bir bütün oluşturan düzene yaşanmış bir örnek verelim:
Burada, doğadaki karmaşık ama bir bütün oluşturan düzene yaşanmış bir örnek verelim. Peru’da bulunan Canate Ovası, pamuk ziraatında önemli yere sahiptir. 1949’dan sonra burada tarım ilaçları kullanılmaya başlandı. İlk yıllarda pamuk üretimi çok arttı. Çiftçiler, bu ilaçlara o derece güvendiler ve "modern bilimin mucizesi" olarak gördüler. Üretimi olabildiğince artırmak üzere ilaç kullanımını artırdılar. Uçakla daha kolay ilaçlamak için, ağaçları ve çalılıkları da kestiler. Verimin 1955’e değin artmasına karşın, bu tarihte zararlı pamuk kurtları birden çoğalmaya başladı ve 1956, ürün yönünden bir felaket yılı oldu. Bu olayda göz ardı edilen, bütün böceklerin doğal düşmanları olduğu idi. Tarım ilaçları ilk kullanılmaya başladığında, pamuğa zarar veren böceklerin büyük bir oranı öldü. Ancak onlarla birlikte, onların doğal düşmanı olan ve bu nedenle de tarım için yararlı olan böcekler de yok oldu. Dahası, ağaç ve çalılıkların kesilmesi ile faydalı böcek ve kuşların yaşam alanları da ortadan kalkmış oldu. Öte yandan bazı böcek türleri bir iki yıl içinde ilaca bağışıklık kazandılar. Bu böcekler sayıca artmaya başladıklarında, doğal düşmanları yok gibiydi. Bu nedenle hızla çoğalarak pamuk tarlalarına büyük hasar verdiler.[1]
"Çeşitli varlık seviyelerinde bulunan farklı şeyler, bir araya gelerek bir takım alt sistemler oluşturur. Bu alt sistemler de sonunda âlem gibi âdeta “organik” bir bütün meydana getirir. Bu oluşum, ne teker teker varolanların ne de tesadüflerin başarabilecekleri bir şeydir.”[2] Karmaşık ilişkilerdeki bu küllî düzen ve gayelilik, onların aynı varlık tarafından tasarlandığını göstermektedir.
Tabiattaki hiçbir şey, evrendeki küllî düzenden soyutlanamaz. Örneğin, köstebeğin işitme duyusu, maddenin sesi ve ısıyı iletkenliğinden ayrı düşünülemez. Dolayısıyla köstebeği yaratanın tüm tabiatı yaratan varlık olması gerekir. Yine yusufçuğun kanadını yaratan varlığın, yeri, atmosferi yaratan, hava akımı ve çekim yasasını koyan aynı varlık olması gerekir. Ekosistemde hava, toprak, su, ateş, diğer cansız varlıklar ve canlılar arasında muntazam bir etkileşim vardır. Tüm bunlardan birini yaratanın tüm diğerlerini de yaratmış olmasını gerektirir. Dolayısıyla tüm varlıkları yaratan ve onların tabi olduğu yasaları koyan varlık tektir.
Büyük bir canlının küçük bir hücresi bile ekosistemin yapı ve işleyişine bağlıdır. Dolayısıyla kâinatı kudret ve hâkimiyeti altında tutamayan, bir hücreyi de yaratamaz... Bu bakımdan, Kudret elinde Güneş ve zerre birdir.
Yine evrene, çeşitlilik ve bütünlük içinde bir estetik verilmiş, insanda da bu estetiği algılayacak yetenekler var edilmiştir. Tabiat bir ilahî sanattır. Bu sanatın her pikseli, bütün içinde anlamını gösterir. Tüm tabiatı tasarlayamayan, tabiattaki bir varlığı da yaratamaz. O hâlde kâinattaki her şey aynı yaratıcı ilim, irade ve hikmet tarafından tasarlanmış olmalıdır.
Evren, tek-düze değil ama tek bir dizayna sahiptir. Canlı veya cansız bütün varlıklar ve bunlar arasındaki ilişkiler açısından evren, bir organizma gibi görünür. Âdeta çok sayıda ekosistemin oluşturduğu tek bir ekosistem gibidir. Bu da Yaratıcı'nın tek ve eşsiz olduğunu gösterir.
[1] Berkes-Kışlalıoğlu, Ekoloji ve Çevre Bilimleri, 36-37.
[2] Aydın, Din Felsefesi, 60.
FITRATLA BULUŞMA
İnkârcı Akımlara Cevaplar
FITRATLA BULUŞMA, s. 164-166.



"Karıncanın işinin başından aşkınlığını cırcır böceğinin şarkısından daha çok yücelten kişinin bakış açısı ne kadar da dardır!"
(Halil Cibran, Kum ve Köpük.)


